<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0"
 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
 xmlns:taxo="http://purl.org/rss/1.0/modules/taxonomy/"
 xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
 xmlns:syn="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
>

<channel>
<title>Zile Belgeseli OTELKONFOR - Phn.0 356  317 28 69's guestbook</title>
<link>http://public.fotki.com/zelanakkas/</link>
<description></description>

<image>
<title>Fotki.com</title>
<url>http://images.fotki.com/logo3.gif</url>
<link>http://public.fotki.com/zelanakkas/</link>
</image>

<item>
<title> </title>
<description>Sevgili Arkadaşlar&lt;br> &lt;br>Bu gün size belkide çoğumuzun bilmediği sessizce etliye sütlüye karışmadan, reyting yarışına girmeden uzun zamndır yayın yapan bir Zile sitesinin lingini vereceğim.&lt;br> &lt;br>Çoğumuz Zile ile ilgili gelişmeleri mail guruplarının ve resmii sitelerin yanı sıra Sevgili Ufuk MİSTEPE' nin ünyezile sitesi ve Hulusi SEREZLİ ağabeyin zilesitesinden takip ediyoruz.Büyük özveri ile günlük olarak güncellenen bu sitelerle Zilelilik bilincimiz dahada gelişti.&lt;br>Fakat benim size bugün lingini vereceğim site bunlardan farklı.Bu sitenin yöneticisi arkadaşımızın ne bir gurupta nede bir yayın organında yazısını reklamını bulabilirsiniz.Kendi çapında yaptığı araştırma ve derlemeleri ile güzel bir Zile arşivi oluşturmuş.Gerek fotoğraflar, gerek videolar ve gerkse bilgi açışından oldukça zengin bir web sitesi.İçerisinde çok tanıdık simalar bulacağınız fotoğraflar bölümünü mutlaka gezin.&lt;br> &lt;br>Sitenin tek dezavantajı web tabanının verdiği imkanlar nedeni ile çok karışık ve yavaş. Bu siteyi oluşturan Tekkeşinzade Mustafa AKSOY kardeşimşize teşekkür ediyorum.Sitedeki bölümleri ayrı lingler halinde veriyorum.&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1227542684</guid>
<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 16:04:44 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Dostlarım, &lt;br>&lt;br>&lt;br>Bir kahramanlık ve vefa örneği  Zilenin İĞDİR köyünden hemşerimiz Hasan &lt;br>Onbaşının hikayesini ilk defa  geçtiğimiz yıl Sayın Ayşegül Aran &lt;br>hanımefendinin guruba yazdığı yazı ile öğrenmiştim. Hikaye beni çok &lt;br>etkilemişti. Bu gün bile, o yazıyı her okuduğumda göz yaşlarıma engel &lt;br>olamıyorum. Zile Sitesinin  Köşe Yazıları sayfalarında 12.Haziran.2007 &lt;br>tarihinden  yayınlandığım yazı  bu güne kadar tam 10.088 kişi tarafından &lt;br>okundu.  Sizler de  yazının orijinalini yazarı rahmetli İlhan Bardakçının &lt;br>kaleminden Zile sitesinde   &lt;&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=232&gt;" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=232&gt;&lt;/a> &lt;br>&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=232" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=232&lt;/a>  adresinde okuyabilirsiniz. &lt;br>&lt;br>&lt;br>İlhan Bardakçının bu yazısını birkaç defa yayınlamama rağmen bu güne kadar &lt;br>Zilede kimsenin dikkatini çekmeyi   başaramamıştım. Yeterli ilgi görmemişti. &lt;br>İnşaallah bu yazılar dolayısı ile gereken ilgiyi çekebiliriz. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Hayali kahramanlara ve  hikayelere anıtlar dikilirken, nedense Hasan Onbaşı &lt;br>gibi yaşamış, gerçek kahramanlarımıza ve Manevi değerlerimize kayıtsız &lt;br>kalınıyor. Tıpkı Zileden Ankara ya götürülerek bir  müzenin deposuna konulan &lt;br>Aziz Peygamberimizin Mübarek Hırka-ı Şeriflerine gösterdiğimiz ilgisizlik &lt;br>gibi. Çoğunuz  biliyorsunuz. Konu ile ilgili gelişmeleri Zile Sitesinde  ve &lt;br>Zile Platformunda defalarca yazdım. Bunları &lt;br>&lt;&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=226&gt;" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=226&gt;&lt;/a> &lt;br>&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=226" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/kose.asp?id=226&lt;/a>  ve &lt;br>&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/makale.asp?islem=goster" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/makale.asp?islem=goster&lt;/a> &lt;br>&lt;&lt;a href="http://www.zilesitesi.com/makale.asp?islem=goster&amp;id=15&gt;" target="_blank" rel="nofollow">http://www.zilesitesi.com/makale.asp?islem=goster&amp;id=15&gt;&lt;/a> &amp;id=15  adresinde &lt;br>okuyabilirsiniz. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Hırka-ı Şerifin hikayesini babamdan dinlemiştim. Yıllarca izini sürdükten &lt;br>sonra götürüldüğü  yeri tespit edip, belgelerini resimlerini  defalar &lt;br>çeşitli yerlerde yayınladım. Fırsat bulduğum her ortamda anlattım. &lt;br>Ankaradaki müze yetkililerden istendiği zaman Zile ye geri verilme sözünü &lt;br>aldım. Bunu 10 yıldan beri defalar mahalli yöneticilere bildirdim. Hırkayı &lt;br>Şerifi Tekrar Zileye getirmek için mücadele verdim.Sade bir vatandaş olarak &lt;br>yapabileceğim her şeyi yaptım. Maalesef  işin asıl sahiplerini ikna &lt;br>edemedim. Dikkatlerini çekmeyi başaramadım. İlgilenmediler. Son olarak geçen &lt;br>yılın sonunda bir toplantıda tekrar söylediğimde zamansız ve erken  olduğu &lt;br>söylediler. Daha acil olan heykeli diktiler. Ne diyelim. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Zile turizme hazırlanıyor.  bir iki evin  restoresine başlandı. Bu hızla ne &lt;br>kadar yıl sonra neticeye ulaşılır Allah bilir. Oysaki biz bu konuda başarıya &lt;br>ulaşmış olan  Amasya dan Beypazarından,hatta Safranboludan,  bile şanslıyız. &lt;br>Onların yıllarca uğraştıkları neticelere  biz bir kaç yılda ulaşabiliriz. &lt;br>Çünki bizim  Hırka-ı Şerif gibi hiç şehrin sahip olamayacağı bir manevi &lt;br>değerimiz var. Her zaman  iddia  ettim. Yine de ediyorum. O mübarek tek &lt;br>başına Zile yi ayağa kaldırabilecek güce sahiptir. Yeter ki onun yüceliğine, &lt;br>faziletine hakikaten inanmış  insanlar tarafından konuya el atılsın. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Farkındamısınız o mübarek Hırka Zile den gittikten Zile ne durumlara düştü. &lt;br>Her geçen gün adım, adım geriledi küçüldü. Bu gün  nüfusumuz 20.000 ler &lt;br>seviyesine indi. Turizm, turizm diyoruz.  İşte en büyük turizm kaynağı &lt;br>önümüzde duruyor. Ona  sahip çıkmıyoruz. İstanbul daki Hırka-ı Şerif &lt;br>Caminin halini görmüyor musunuz. İnsanlar uzaktan da olsun bakabilmek için &lt;br>birbirlerini eziyorlar. Fedakarlıklara katlanıyorlar. Şu anda otelimiz, &lt;br>lokantamız yok. Deniliyor. Oysaki Hırka-ı Şerif şimdi Zile de olsa onu &lt;br>görmek için gelecek insanlar ne otel isterler, ne de yatak. Arabalarında &lt;br>yatarlar. Sokakta yatarlar. Yeter ki onu görmek isterler. Hiç bir şeyden &lt;br>şikayet de etmezler. Turistler gelsin biz ne oteller, ne tesisler  yaparız. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Değerli Dostar, &lt;br>&lt;br>&lt;br>Hasan Onbaşı gibilere  ve Onun o asil ve yüce duygularına bu günlerde &lt;br>rastlanmak çok zor. Milletler milli ve manevi değerlerine sahip çıktığı &lt;br>müddetçe yaşarlar. Bu gün Zileliler olarak Milli ve manevi değerlerimize &lt;br>gereken önemi verdiğimizi söyleyemeyiz. Peygamberimizin Torunları Zilede. &lt;br>Esnaf teşkilatını kurucusu AHİ EVREN Hazretleri Zilede yatıyor kimsenin &lt;br>haberi yok. Yüce Peygamberimizin hiçbir dünya malı ile karşılaştırılamayacak &lt;br>değerdeki emanetine bile sahip çıkamadığımız ortada iken daha ne &lt;br>söylenebilir ki. Hoşça Kalınız. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Huluasi SEREZLİ &lt;br>&lt;br>&lt;br>&lt;a href="http://www.zilesitesi.com" target="_blank" rel="nofollow">www.zilesitesi.com&lt;/a> &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1226845857</guid>
<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 14:30:57 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>BİLİYORMUYDUNUZ ?&lt;br>&lt;br>Sevgili okurlar şimdi sizlere çok ilginç bilmediğiniz Zile ile ilgili notlaraktaracağım. Bu bilgilerin hepsi önemli kaynaklara dayanmakta olup ütopik olarak yazılmamıştır. Yazdığım bu veriler bazı hemşerilerimizi rahatsız etse de herkesin bilmesi gerekir kanısındayım. Bu makalemde ki verilerin toplanmasında bana yardımcı olan araştırmacı yazar Bekir Altındal’a  ve Yrd. Doç Mehmet Yardımcı'ya teşekkür ediyorum.&lt;br>-1973 yılında Türkiye’den Bulgaristan’a ilk uçak kaçıran solcu hava korsanı Derviş Elmacıoğlu’nun Zileli olduğunu,&lt;br>-1980 öncesi siyasi olaylarda ilk öldürülen ülkücü şehit Dursun Önkuzu'nun Zileli olduğunu,&lt;br>-Anıtkabirin zemin etüdünü yapan Prof. Hamdi Peynirci'nin Zileli olduğunu,&lt;br>-1994 Yılında öldürülen gazeteci yazar Ahmet Taner Kışlalı nın Zileli olduğunu,&lt;br>-Çağımızın Dedekorkut’u olarak bilinen ünlü hikaye ve roman yazarı Mustafa Necat SEPETÇİOĞLU nun Zileli olduğunu,&lt;br>-Yozgat’ın Çekerek, Akdağmadeni, Kadışehri,Çorum’un Alaca, Mecitözü, Amasya’nın Ilıca Tokat’ın Turhal ilçelerinin bir zamanlar Zile’ye bağlı olduklarını, 1920 yılında güvenlik gerekçesi ile Zile’den koparıldığını,&lt;br>-Osmanlının ilk su şebekelerinden (karuz, kerhiz) keerüzün Zile’de yapıldığını,&lt;br>-Roma İmparatoru Jul Sezar'ın dünyaca ünlü sözü Veni-Vidi-Vici'yi (geldim-gördüm-yendim) Zile’de söylediğini (Marlboro sigara paketi üzerinde de yazar),&lt;br>-Orta Asya’daki kadın hatun yani KATUN (kadın lider) geleneğini 1860 yılında Zile’de Anşa Bacı diye bir kadının yaşattığını ve Anadolu Aleviliğinde dedeliğin hanedan sürmesine rağmen Anşa Bacının dede soyundan gelmeyerek orta Anadolu’daki büyük alevi guruplarını kendi talipleri arasına kattığını, &lt;br>-MÖ 2000 li yıllarda frig dinlerinden Anaitisis dininin hac merkezinin Zile olduğunu, Zile deki Anahita tapınağına her yıl onbinlerce Anaitisin ekem ayının ilk haftası hacı olmak için geldiğini ve Zile panayırının bundan doğduğunu,&lt;br>-Atatürk ile birlikte çalışır iken aralarında anlaşmazlık çıkan ve Atatürk’ün muhalefetine rağmen birinci mecliste İçişleri Bakanı olan Tokat Milletvekili Nazım’ın Zileli olduğunu,&lt;br>-Türkiye’nin ilk komünist partisini kuran Nazım Resmor’un Zileli olduğunu,&lt;br>-Türkiye’nin en zengin mermer yataklarının Zile’de bulunduğunu ve günlük Zile’den yaklaşık 50 tır kamyon ile Çin'e mermer ihracatı yapıldığını,&lt;br>-Zile’de yüzyıllardır cenaze namazlarının camide değil de çarşı merkezinde oluşturulan Musalla da kılındığını, Zile deki okunan cenaze Sala sının sadece Zile’de farklı olduğunu&lt;br>1930 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Zile ye geldiğini,&lt;br>-1989 yılında Prens Çars’ın Zile’den geçtiğini,&lt;br>-Türkiye’nin halk ozanı, halk şiiri ve türkü anlamında en zengin ilçesinin Zile olduğunu (Kaynak Doç. Mehmet Yardımcı),&lt;br>-Zile’nin Acısu Köyünde Orta Asya’dan kalan bir Şaman bayramı olan Ficenk Bayramı'nın her yıl 24 Nisanda kutlandığını,&lt;br>-Osmanlının en uzun görev yapan Yeniçeri Ağasının Zileli olduğunu,&lt;br>-İstiklal savaşında ki Zileden verilen şehit sayısının 67 vilayet içinde 15 nci sırda olduğunu,&lt;br>-Osmanlı döneminde divan kararı ve padişah fermanı ile yayınlanan 6 panayırdan birinin Zile Panayırı olduğunu,&lt;br>-İncil'de geçen Sebastenin Kırk Şehidi'nin küllerinin Zile'ye gömüldüğünü,&lt;br>-Dünyada bulunan 6 Hitit Tabletinden birinin Zile Küçüközlü Köyü'nden çıktığını,&lt;br>-1935 yılında Zileliler kendi aralarında topladıkları para ile Çekoslovakya'dan T16 tipi savaş uçağı alarak, Milli Tayyare Cemiyeti yani Türk Hava Kuvvetlerine bağışladıklarını ve uçağın adının Zile Tayyaresi olduğunu,&lt;br>-Yemene Zile den redif taburu gittiğini&lt;br>&lt;br>BİLİYORMUYDUNUZ ?&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1225719523</guid>
<pubDate>Mon, 3 Nov 2008 13:38:43 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>hangileri ben çoğunlukla küçükken böyle söylendiğini hatırlıyorum </description>
<guid isPermaLink="false">1216594072</guid>
<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 22:47:52 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>yukarıda saydığınız inaçlarla ben bir zileli olarak pek bağlantı kuramadım  : ( </description>
<guid isPermaLink="false">1216370863</guid>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 08:47:43 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Zile Belgeseli OTELKONFOR - Phn.0 356  317 28 69 </title>
<link>http://public.fotki.com/zelanakkas/</link>
<description>                ZİLE'DE GÖRÜLEN BAZI İNANÇLAR&lt;br>&lt;br>1— Köpek ulumasının hayra yorulmayacağına inanılır.&lt;br>2- Bir çocuk korktuğu zaman önce damağı çekilir, sonra su içirilir.&lt;br>3— Kekeme çocuğu kara eşeğin altından geçirirler.&lt;br>4- Eşiğe basılmaz, kuru İftiraya uğrarsın.&lt;br>5— Gece tırnak kesilmez.&lt;br>6— Çocuklar için {yerler mühürlendi) gece sokağa çıkılmaz.&lt;br>7— Kıbleye dönük olarak ve ayakta işenmez.&lt;br>8— Haftanın belli günlerinde dikiş dikilmez,&lt;br>9— Salı günü dünür gidilmez, sallanır. (Rumlardan kalma bir adettir. Çünkü İstanbul Salı günü fetholunmustur.Rumlar bu günü uğursuz sayarlar.)&lt;br>10- Karga ve saksağanın Ötmesinin haberci, baykuşun ise uğursuzluk getireceğine  inanılması.&lt;br>11— Evde kedi ve köpek beslemenin sevap, öldürmenînde büyük günah olması.&lt;br>12— Göz kalmasının misafir geleceğine delalet etmesi.&lt;br>13- Ayakkabıların arka arkaya gelmesi yine misafir geleceğine delalet etmesi&lt;br>14- Sabahleyin bir kadın bir erkeğin önünden geçerse erkeğin o gün uğru kesilir, işi ters gider.&lt;br>15- Makasın ağzı açık kalırsa evde kavga olunacağına inanılır.&lt;br>16- Gece aynaya bakanın bahtı bağlanır.&lt;br>17— Erkek iki kadın arasından geçerse, uğursuzluk olacağına inanılır.&lt;br>&lt;br>18— Eşiklere nal çakmak, kapılara kipri, kablumbağa, yüzellik asmak, geyik boynuzu  takmak (Nazar değmeyeceğine inanılır.]&lt;br>19— İlk kazanılan parayı yere atıp, üstüne basmak.&lt;br>&lt;br>20— Alış verişte siftahın uğruna inanmak (Siftah senden bereket Allahtan)&lt;br>21- Dükkan sabah açılırken ve akşam kapanırken tezgahın pirinin ruhuna duada bulunmak	&lt;br>22- Sofrada yemeğe evvela büyüğün başlaması (Sofra büyüğün su küçüğün)&lt;br>23— Erken kalkanın nasibinin bol olacağına inanılması&lt;br>24- Suyu sağ eliyle İçerken, sol eli bası üstü koyması ve çömelik vaziyette içilmesi.&lt;br>25- Sabahın şerrinin akşamın hayrından iyi olması (Sabah ola hayrola)&lt;br>2— Gece dışarı süt verilmez.&lt;br>27— Gece dışarı gübür atılmaz.&lt;br>28- Yemek yenen kabın, dibini yalayanın nişanlısı güzel olurmuş&lt;br>29—  Küçük çocuğun üzerinden atlarsan boyu çıkmaz kısa olur,&lt;br>30- Fırıncının küreği değerse boy uzaması durur.&lt;br>31- Süpürgenin üzerine gübür konulmaz, iyi değildir.&lt;br>32— Hüseyin Gazi'ye yedi perşembe  gidilirse istenilen dilek kabul olunurmuş.&lt;br>33- Çay üzerinde görülen büyük kalın çayların nasip geleceğine inanılması.&lt;br>34— Sağ el kaşınınca para geleceğine, sol el kaşınınca para çıkacağına inanılır.&lt;br>35- Sağ kulağın çınlaması o kişinin iyiliği, sol kulağın çınlaması ise o kişinin  kötülüğüne söylendiğine delalettir.&lt;br>36- Üzerinde gömlek düğmesi, yırtık-sökük dikildiğinde o kişi konuşursa kuru iftiraya  uğrar.&lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1215778547</guid>
<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 12:15:47 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>7 - ZİLE'DE NAZAR (GÖZ DEĞMESİ}&lt;br> &lt;br>İLE İLGİLİ İNANIŞLAR&lt;br>&lt;br>Anadolu'nun her yöresinde olduğu gibi, şirin Zile' mizde de nazara inanılır ve korunma yolları aranır. Yeni yapılmış evler, sütten yürüyemiyen inekler, iyi yük taşıdığına inanılan atlar, yeni doğmuş çocuklar, tombul ve tatlı çocuklar, yeni evlenen çiftler, eve yeni alınan eşyalar, sünnetli çocuklar v.s. hep nazarı üzerine çeken olaylardır. Bazı şum gözlü kişiler, bu olaylar karşısında hayranlıklarını gizleyemez fesatlık ve hasutluk duygularını içinden geçirir ve maşallah demezse işte nazar başlar. Bir başka deyimle bu şahısların gözleri değer. Yeni alınan eşyaların kırılması çocuğun hastalanması, ineğin çatlayıp Ölmesi, başka zararların ortaya çıkması, hep bu sebebe bağlanır.&lt;br>Kadınlar genellikle yeni bir olay karşısında konuşurken, veya yeni bir şeyle karşılaştıklarında söze başlamadan önce   &quot;Maşallah'    derler.   Bazı  gözleri  keskin kadınlarsa&lt;br>' Vıyyyyy anam	Vay be &quot;    Amma da gözel ha&quot; &quot;Göriiyon mu' ' Şuna bak hela1' gibi imrenesi ve hasut duy¬gularla &quot;Nazar' ederler.&lt;br>Nazarla çatlamış inekler, hastalanmış insanlar, yanmış evler, ölmüş çocuklara raslamak veya bu gîbi olayları her zaman dinlemek ve duymak mümkündür.&lt;br>Nazardan korunmak için, Zile'de yaygın pek çok adetler vardır. Bunlardan bazıları şöyledir;&lt;br>&lt;br>1-KURŞUN DÖKMEK: Göz değdiğinde inanılan aile efratlarından herhangi birisine uygulanan en yaygın bir adettir. Hasta olan veya şifa bulmak isteyen her şahsa dökülür. Özellikle çevrede çalışkanlığı,zenginliği,ailesine bağlılığı ile tanınan bir şahıs birdenbire hastalanırsa komşu fesatlığı, hasutluğu yüzünden nazara uğradığına inanılır ve kurşun dökülür. Bundan başka küçük çocuklara, kırklı çocuklara da dökülür.&lt;br>&quot;KURŞUN DÖKMEK' işini hep kadınlar yapar. Büyükçe bir kap içerisine su konur. Su konan kap bir tepsi içerisine konur. Tepsinin kenarlarına bir ekmek parçası, tuz, bıçak, ayna,yüzerlik, terlik, yağ vs. konur. Ateşte kurşun, kurşun tavasında eritilir. Üzeri bir eşya ile (Pike, battaniye vs. ) örtülmüş hastanın başından başlamak üzere kurşun dökmeye başlanılır. Bu genellikle tek sayı ile son bulur. 3,5,7 gibi.&lt;br>Kurşunu suyun içerisine bırakan kadın, kurşunda gördüğü şekillere bakarak yorum yapar ve hastaya şifa dileklerinde bulunur.&lt;br>Kurşun dökme zamanı gün aşımına doğrudur. Başka zamanlarda da dökülürse de, özellikle gün aşımına doğru yapılır.&lt;br>Kurşun dökme işlemi bittikten sonra, hasta kurşunun suyuna parmaklarını batırır ve 3 (üç) defa yalar. Avuç içlerini, yüzünü alnını, göğsünü, koltuk altlarım ve ayaklarını bu su İle ıslatır yüzelliği tütünür. Ekmek ve tuz yenilmez. Köpeklere yedirilir.&lt;br>&lt;br>	2- Yeni evlenen gelin ve damadı, yeni doğan çocukları göz değmesinden korumak için Damat ve gelinin yakalarına mavi boncuk, küçük, yeni doğmuş çocukların sırtlarına mavi boncuk, davun ağacı dikilir, nazardan korunduğuna inanılır.&lt;br>&lt;br>	3— Yeni yapılan bir eve komşu hasutundan korunmak veya yoldan gelip, geçenlerin &quot;Göz Değmesi'nden korunmak için evlerin önlerine, kapı üstlerine veya tavana yakın yerlerine, geyik boynuzu, yüzerlik, tosbağa kabuğu, kirpi, at, eşek nalı çakılır yada asılır. Özellikle de kapı giriş eşiklerine de çoğunlukla nal çakılır. Bunu bütün eski Zile evlerinde görmek hemen hemen mümkündür.&lt;br>&lt;br>	4— 'Göz Değmesi&quot;ne karşı kullanılan diğer bir yöntem ise, yüzerlik tüttürmektir. Nışan. nikah törenlerinden sonra, doğumdan sonra, yeni bir eve taşındıktan veya yeni bir eşya alındıktan sonra, aile ferilerine nazar değmesin diye evin büyüğü tarafından evde yüzerlik yakılır ve koklanır.&lt;br>&lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1215699445</guid>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 14:17:25 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>ÇAY'I ÇOK SEVDİĞİMİ SÖYLEYİNCE, YAŞLI BİR TEYZE ANLATTI GEÇENLERDE... &lt;br>&lt;br>BAK OGLUM DİYE BAŞLADI SÖZE: &lt;br>&lt;br>ÇAYIN ALT DEMLİĞİ EVDEKİ KAYNANADIR ; DEVAMLI KAYNAR DURUR.. &lt;br>ÜST DEMLİK EVDEKİ GELİNDİR; ALT DEMLİK KAYNADIKÇA O OLGUNLAŞIR, DEMLENİR...&lt;br>GELİNİN KOCASI İSE BARDAKTIR; BİRAZ KAYNANA DOLDURUR ONU BİRAZ DA GELİN... &lt;br>ÇOCUKLAR ÇAYIN ŞEKERİDİR ; TAT VERİR...&lt;br>GÖRÜMCE İSE ÇAY KAŞIĞIDIR ; ARADA BİR GELİR  VE KARIŞTIRIR GİDER... &lt;br>KAYNATAYA GELİNCE; O DA BARDAK ALTIDIR; DÖKÜLENLERİ BİR ARAYA TOPLAR...&lt;br> &lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1208324231</guid>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 05:37:11 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>ÖĞRENCİNİN SÖZLÜĞÜ&lt;br> &lt;br>atmak:ders anlatmak asmak:sözlü günü yapılan gezi cesur:kopya çeken kimse çöp kutusu:basket potası dalga geçme:ders dinleme disiplin:öğretmenin kozu esnemek:ders esnasında ortaya çıkan bulşıcı hastalık felç:karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık gardiyan:nöbetçi öğretmen hastalık:mazeret hayır seven:kopya veren okul:hapishane inekleme:çok ders çalışma karne:spor toto şaşkın:yeni öğrenci tebeşir:savaş aleti komedi:yazılıların açıklanması veli:ara karneden bile haberi olmayan gariban çıkış zili:can kurtaran sözlü:ecel teri,mizan terazisi not defter:loto kağıdı öğrenci:hilkat garibesi,zavallı öğretmen:ahiret sualcisi sınıf:muhabbethane ödev:angarye sınıf geçmek:tahayyül sınıfta kalmak:küme düşmek tenefüs:kudurma saati giriş zili:cenaze marşı masal:dersin anlatılması enflasyon:notların öğretmen tarafından düşürülmesi devaülasyon:öğretmenlerin kolay sorular sorarak başarı oranını yükseltmeleri vaka-ı vakvak:iyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri istenmeyen gün:pazartesi istenen gün:cuma en iyi haber:ders boş&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1205478615</guid>
<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 07:10:15 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Zile Bağları-6&lt;br>&lt;br>Demirciler arastasında çekiç sesleri &lt;br>İmalattan yeni çıkmış, tırmıkları çapalar &lt;br>Mavi alevler arasında parlayan tavalar &lt;br>&lt;br>Babacağım, &lt;br>Ustasından kalan mekanda elli yılını tamamlamış. &lt;br>Nalbantların oturarak nal dövmesi &lt;br>Atları yatırarak nallamaları. &lt;br>Urgancıların koşarak çalışmaları &lt;br>Turistlerin esnafı fotoğraflamaları &lt;br>&lt;br>Ortaklaşa yaparlardı kuzu etinden güveci. &lt;br>Sarı gaz ocağı pompalı. &lt;br>Tenekeci, nalbant,berber.. &lt;br>960 yılında et 5-6 lira,ekmek 30 kuruştu. &lt;br>Onların arasında öğrendim, &lt;br>Acılı güvece somun ekmek bandırmayı. &lt;br>Utangaçlıktan aç kalmıştım... &lt;br>Demir döven ustalara bir iki somun yetmezdi. &lt;br>Patlıcanı, biberi, birlikte avuçta götürürlerdi. &lt;br>&lt;br>Bizim çocukluğumuzda, &lt;br>Panayırda canlanırdı ekonomi. &lt;br>Hayvan pazarlarında at koşusu yapılır &lt;br>Sihirbaz ve dansöz çadırları kurulur. &lt;br>Masa topu 25 kuruş. &lt;br>Dayak yerdik habersiz kaçtığımızda &lt;br>Anneler kurtaramazlardı babadan... &lt;br>&lt;br>Bizim çocukluğumuz bir başka güzel. &lt;br>Oyuncak arabaların bir kısmı pancardan. &lt;br>Kömeyi, tarhanayı, evde yaparlar &lt;br>Sepetle elma, armut verirlir komşulara &lt;br>Yoğurt, süt, ayran bedava.&lt;br>&lt;br>Ali Rıza Erdoğan&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1205478289</guid>
<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 07:04:49 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Demirciler demir döver tunç olur&lt;br>Sevip sevip ayrılması güç olur&lt;br>Sen gidersen benim halim nic'olur&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1205478254</guid>
<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 07:04:14 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description> ZİLEM&lt;br>&lt;br>Sende doğdum sende büyüdüm,&lt;br>Neşeli hüzünlü günlerini gördüm,&lt;br>Gönlümün huzurunu sende buldum,&lt;br>Unutamam o günleri canım zilem.&lt;br> &lt;br>Dere boğazından alırsın temiz havayı,&lt;br>Kışla bağlarında çekerler halayı,&lt;br>Genç evlilere olursun balayı,&lt;br>Tanımazler seni çok yerde canım zilem.&lt;br> &lt;br>Ulukavak seyri erken başlardı,&lt;br>Gençler toplanıp cümbüşe başlardı,&lt;br>Muziğin yankısıylagönüller coşardı,&lt;br>Şimdi bunlar unutuldu canım zilem.&lt;br> &lt;br>Gezir seyri derlerdi adına,&lt;br>At arabasının doyulmazdı tadına,&lt;br>Hemen koşarlardı merkebin feryadına,&lt;br>Şimdi bunlar nerede kaldı canım zilem.&lt;br> &lt;br>Hayret kuyusu bir başka alemdi,&lt;br>Semaverli çaylar demlenirdi,&lt;br>Buraya giden hemen evlenirdi,&lt;br>Bunlar unutulmaz canım zilem.&lt;br> &lt;br>İstasyon yakındır trenler öter,&lt;br>Hüzünlenir insanları dumanlar tüter,&lt;br>Gülmek oynamak orada biter,&lt;br>Unutmam o günleri canım zilem.&lt;br> &lt;br>Ortasında kalesi tarihten bir eser,&lt;br>Gelenler hemen burayı gezer,&lt;br>Eser bırakmıştır büyük sezar,&lt;br>Her tarafın tarihle dolu canım zilem.&lt;br> &lt;br>Türbelerle doludur her yanı,&lt;br>olmuştur evliyalar diyarı,&lt;br>Cihanda söylenir şeyhahmet dede ünvanı,&lt;br>Müslümanlarla dolusun canım zilem.&lt;br> &lt;br>Çeltek evliyası şifalar saçar,&lt;br>Başı bunalan oraya koşar,&lt;br>Yolu yakındır yarım saat çeker,&lt;br>Bilmeyen yoktur burayı zilem.&lt;br> &lt;br>Hüseyingazi yatırı dillerden düşmez,&lt;br>Türbesini gören başından gitmez,&lt;br>Ziyaretcisi çoktur hiç bitmez,&lt;br>Huzur verir bunlar canım zilem.&lt;br> &lt;br>Muharrem dedeyi bilmeyen yoktur,&lt;br>Hergün ziyaretcisi çoktur,&lt;br>Şehrin içindedir uzun yolu yoktur,&lt;br>Evliyalar diyarısın canım zilem.&lt;br> &lt;br>Cevresi doludur saymakla bitmez,&lt;br>Ne kadar saysakta aklımız yetmez,&lt;br>Zileye gelen bir daha gitmez,&lt;br>Seninle doluyum canım zilem.&lt;br> &lt;br>Zilenin şah eseri ulu camimiz,&lt;br>Tarihseldiryapısı görmek isteriz hepimiz,&lt;br>Bize bırakmıştır mübarek ejdadımız,&lt;br>Mabetlerinle ünlüsün canım zilem.&lt;br> &lt;br>Aksoy yazdı bu şiiri kimseler bilmez,&lt;br>İnsanlar maziyi kolayca silmez,&lt;br>İnşallah bu şiir kalplerden gitmez,&lt;br>Unutma beni canım zilem.&lt;br> &lt;br>                Yazan                                                             3-mayıs-1997&lt;br>       Mehmet Aksoy                                                          cumartesi&lt;br> Emekli posta memuru.&lt;br>                                       &lt;br>                                             DERLEYEN&lt;br>                                          OTELKONFOR&lt;br>                                         6 - MART - 2008 ZİLE </description>
<guid isPermaLink="false">1204825550</guid>
<pubDate>Thu, 6 Mar 2008 17:45:50 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title>Zile Belgeseli OTELKONFOR - Phn.0 356  317 28 69 </title>
<link>http://public.fotki.com/zelanakkas/</link>
<description>ZİLE AĞZI Zile Anadolu'nun şirin ilçesi,Ne de olsa başka dili, lehçesi,Her sözün mutlaka vardır Türkçesi,Bazı kelimeler farklıdır bizde. Çorba - Helledir, lahana - kelem,Patates, kartuldur, belki - elleğem,Tadına doyum yok, yesem de içsem,Ayrana -çalkama denilir bizde. Elbiseye - urba, banyoya - çimmek,Koşmak - yüğürtmektir, kaçmakta - tünmek,Ne güzel her şeyin anlamını bilmek,Köpeğe - kelp de denilir bizde. Bazen kaynanaya &quot;Bibi&quot; de derler,Kayınpederide &quot;Emmi&quot; derler,Büyükler küçükler hepsi bilirler,Yengeye &quot;Eci&quot; de denilir bizde. Az önce - bayaktan, çıplak - cıbıldak,Kadın - eğsüketek, fakir, dısdıylak,Kısa - gödektir, yağcı da yalak,Cimriye de - kısmık denilir bizde. Geçen yıla - bıldır, göz etmek - ışmar,Yufkaya - işkege, kocabaş - pancar,Dağdan kesilen odunda - cımbar,Merkebe - gölük de denilir bizde. Ceket - sakudur, işte - ahacuk,Gömlek - işliktir, palto da - gocuk,Çok fazla şımarık olursa çocuk,Şımarığa - cüğnük denilir bizde. Kötü örnekler - mosturalıktır,Evlenmede gecikenler - galuktur,Heri'siz konuşma halen hiç yoktur,Kötüye - meymenetsüz denilir bizde. Essahtır, sahidir - doğruyla, gerçek,Hindi - culuktur, körsü - köstebek,İnat - Öcbedir, sırıksa - göcek,Kel kafaya &quot;keltoş&quot; denilir bizde. İlham verdi Hayri Doğan hocamız,Moruk değil bizde yaşlı - kocamuz,Kömüş - manda aynı, hepsi de camız,Sahipsiz mala seyip denilir bizde, Yurt bahçesinde Zilemiz güldür,Şehrimiz, köylümüz özbe öz Türk'tür,Tembel - kanaradır, çirkin de bettir,Güzele de Gozel denilir bizde.İsmail ÇELEBİ </description>
<guid isPermaLink="false">1203237381</guid>
<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 08:36:21 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: &quot;BASEL YAPI SİST.&quot; &lt;&lt;a href="mailto:erol.vey...@gmail.com" target="_blank" rel="nofollow">erol.vey...@gmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Mon, 16 Apr 2007 21:31:06 -0000 &lt;br>Yerel: Ptesi 16 Nisan 2007 23:31 &lt;br>&lt;br>nihayet zilenin zilelin bu çıkmazdan kurtulması için olması gerekli &lt;br>şeyi ortaya koydunuz &lt;br>sizi tebrik ederim. &lt;br>&lt;br>herkez şapkasını önüne koysun &lt;br>Biz Zile olarak nasıl bir şehir olacağız Önümüzdeki yıllarda &lt;br>sanayii şehrimi &lt;br>turizim şehrimi &lt;br>ya..... &lt;br> ne olacağız  bu günden buna kara vermek ona göre çalışmalar &lt;br>yapmaklazım diye düşünüyorum ve bu doğrultuda şehrin her kademesi &lt;br>üzerine düşen görevi yapması yerekli bütün kurumları ile &lt;br>&lt;br>&lt;br>bir şeyler OLACAK GALİBA &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732375</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:19:35 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: &quot;aysegül aran&quot; &lt;&lt;a href="mailto:aysegula...@gmail.com" target="_blank" rel="nofollow">aysegula...@gmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Sun, 15 Apr 2007 21:59:09 +0300 &lt;br>Yerel: Pazar 15 Nisan 2007 20:59 &lt;br>Konu: Tuizmde 14 marka arasında TOKAT'ında olmasını istiyoruz. vekillere göndermek isterseniz &lt;br>&lt;br>(Necmettin Beyin yazısını hergün vekillerimize gönderelim) &lt;br>&lt;br>&lt;br>SAYIN VEKİLLERİMİZ &lt;br>&lt;br>&lt;br>TURİZM DE 14 MARKA ARASINDA ACABA NEDEN TOKAT YOK &lt;br>&lt;br>&lt;br>Sevgili arkadaşlar, şimdi dikkatinizi bir konuya çekmek istiyorum. Turizm &lt;br>Bakanlığı Turizmde 14 marka il projesi ile bir uygulama başlattı. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Bu projeye daha sonra Çorumlu milletvekillerinin çalışmaları sonucu Çorumda &lt;br>dahil edildi. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, son olarak geçtiğimiz günlerde *Çorum*'u da &lt;br>dahil ettiği *Marka* Kent Projesi ile 15 ilde turizm gelirlerini  artırmak &lt;br>amacıyla söz konusu kentler markalaştırılarak öne çıkarılacak. Amasya, &lt;br>Bursa, Edirne, Hatay, Gaziantep, Konya, &lt;br>&lt;br>&lt;br>Kütahya, Manisa, Nevşehir, Kars, Mardin, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon ve *Çorum &lt;br>&lt;br>&lt;br>*'da *şehir* turizminin canlandırılması için Paris, Londra, Montreal ve Prag &lt;br>&lt;br>&lt;br>örnek alınacak &lt;br>&lt;br>&lt;br>Her yıl öncelikli olarak bu şehirlerden biri kültür turizm kenti olarak ilan &lt;br>&lt;br>&lt;br>edilecek. Şehre yön levhaları ve bilgilendirme tabelaları konulacak. Yöresel &lt;br>&lt;br>&lt;br>etkinlikler uluslararası standartlara uygun biçimde geliştirilecek. Halkın &lt;br>bilinçlendirilmesi, etkinlikler için amfi &lt;br>&lt;br>&lt;br>tiyatrolar yapılması sağlanacak. Tarihi çekim noktaları restore edilecek, &lt;br>ışıklandırma ve çevre düzenlemesi yapılacak. Söz konusu bölgelere turistik &lt;br>tesisler kurulacak, kent merkezlerinde festivaller ve fuarlar düzenlenecek &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Yani turist Çoruma gelecek Amasya'yı gezecek Tokat'ın üstünden atlayıp &lt;br>Sivasa mı gidecek.Tokatta turizm için gereken değerler Çorum'dan, &lt;br>Amasya'dan, Kütahya'dan dahamı az.Nerde yetkililer, nerde siyasiler ,nerede &lt;br>bürokratlarımız.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Zilemizde yeni yeni başlayan turizm hareketleri bizi heyecanlandırırken &lt;br>Turizm Bakanlığının böyle bir karar alması bizi üzdü.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>* * &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Zile ye genel olarak turist Amasya üzerinden geliyor ve Zileyi gezdikten &lt;br>sonra Ballıca mağarası için Pazara geçiyorlar.15  Marka şehir projesi kararı &lt;br>&lt;br>&lt;br>alınıp ilave yapılamayacaksa. Bu proje kapsamında Zile Amasya ili dahilinde &lt;br>kapsam altına alınamazmı. Bununla ilgili ne yapabiliriz. Turizm Bakanlığında &lt;br>&lt;br>&lt;br>yetkili, kabinede etkili bu işi koşturacak  varmı? Sizin fikirlerinizi &lt;br>bekliyoruz.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>* * &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Bacasız fabrika olarak nitelendirilen turizm Zilemize çok şey katacaktır. &lt;br>Bunun örneklerini fotoğraflarla birlikte yazacağım.Geçen hafta Zilemize &lt;br>gelen Yunanlı turistler bir gün kalmasına rağmen ilçeye nasıl nekader &lt;br>katkısı oldu birlikte değerlendireceğiz*. &lt;br>&lt;br>&lt;br>İyi Pazarlar &lt;br>Necmettin &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732321</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:18:41 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: necmettin &lt;&lt;a href="mailto:sezark...@gmail.com" target="_blank" rel="nofollow">sezark...@gmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Sun, 15 Apr 2007 10:42:04 +0200 &lt;br>Yerel: Pazar 15 Nisan 2007 10:42 &lt;br>Konu: ZİLE NEDEN KARANLIK &lt;br>ZİLE NEDEN KARANLIK &lt;br>&lt;br>&lt;br>Geçen hafta bir iş gezisinden İstanbul dan dönerken gece yarısı Amasya'dan &lt;br>geçtik. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Işıl Işıl bir kent. Bütün camiiler , konaklar, kaleler, mağaralar, hamamlar &lt;br>öyle aydınlatılmış ki sanki gündüz gibi. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Yaklaşık bir saat sonra gece Zileye girdik Zile nin sembolü Tarihi kalemiz &lt;br>bile karanlık. Sadece Ulu camii yarım yamalak aydınlatılmış. Şehir hamamı, &lt;br>yeni hamam, Elbaşoğlu camii, yeni restore edile Hasanağa camii karanlıklar &lt;br>içinde. Gece Amasya ya giripte o ışık cümbüşünden etkilenmeyen olurmu &lt;br>bilmiyorum ama. Maalesef Zile bir terkedilmiş Anadolu kasabası gibi &lt;br>gözüküyordu. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Neden dedim neden aydınlatamıyoruz. Önemli bir maliyetimi var bunun. Sorun &lt;br>proje maliyetinden çok elektrik faturalarından imiş. Yani aydınlatma &lt;br>spotları çok enerji sarfediyormuş ve Zile de bunları karşılayacak bir idare &lt;br>yokmuş.Peki Amasya başka bir ülkenin kentimi? &lt;br>&lt;br>&lt;br>İnanın gördüğüm manzara çok acı idi. Bu kent bu kadarmı sahipsiz. Bir tarih &lt;br>şaheseri olan Tarihi kalemizi bırakın restore etmeyi aydınlatamıyoruz bile. &lt;br>Belediye daha önce bu konu ile ilgili çalışmalar yapmış maalesef   aydınlatma &lt;br>işi tasarrufa takılmış. Sonrada surları aydınlatan spotlar sapan taşları ile &lt;br>patlatılmış. &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732173</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:16:13 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: &quot;abbas KUL&quot; &lt;&lt;a href="mailto:abbas...@hotmail.com" target="_blank" rel="nofollow">abbas...@hotmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Sun, 15 Apr 2007 10:17:21 +0000 &lt;br>Yerel: Pazar 15 Nisan 2007 12:17 &lt;br>Konu: ÖNCE TOKAT,SONRA ZİLELİ'yiz Neden.. &lt;br>&lt;br>Sayın ERYILMAZ! &lt;br>&lt;br>Tesbitinize katılmamak elde değil.Gerek Zile nin karanlıkta kalması,gerek &lt;br>Turizimle ilgili sıralama tesbitlerinin nedenlerini bireyler olarak &lt;br>biliyoruz.Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkaramayışımız,bu hataların hala &lt;br>geçerli kılınmaya çalışılmasıdır. &lt;br>Bu gün TBMM de vekilimiz yok tartışması yapılıyor.Peki en yakın olarak il &lt;br>bazında kaç tane Zile yi temsil eden idareci konumunda insanımız var.Gerek &lt;br>Milli Eğitim de gerek Sağlık ta,gerek diğer kamu kurum ve kuruluşlarında kim &lt;br>var.Önce bunun tesbitini yapmamız gerekiyor.Şu anlayış değişmeli! Bu idareci &lt;br>'Şu partili' olmaz!Bu adam'Şu görüşte'olmaz!.Benim partimin adamı değil &lt;br>olmaz,gibi anlayışlar değişmeli.İlimiz Tokat ta bizi temsil edecek insanlar &lt;br>yetiştirmeli ve onlara sahip çıkmalıyız.Merkezi yönetimin yasalar &lt;br>çerçevesinde ki istek ve arzularını bu insanlar bizlere &lt;br>duyuracaklardır.Halkın yararına olan paylaşımlar son gün olarak Zile mize &lt;br>duyuruluyor.Sebebi il bazında bürokratlarımızın olmayışıdır.İlla şu olsun,bu &lt;br>olmasın anlayışından vaz geçersek bu durum düzelecektir diye düşünüyorum.Bu &lt;br>Platforma da çalışma alanım olarak şunu belirteyim.. &lt;br>Milli Eğitim de Zile ye düşen pay  veya Şehir stadı ve Kapalı Salonunun &lt;br>durumu bir göstergedir.Bu konuları fazla açmak istemiyorum.Gerek görüldüğü &lt;br>zaman tartışılır.Şayet Tokat ta bu konularla ilgilenen bir insanımız olsaydı &lt;br>bunları tartışmayacaktık.En büyük engel olaya siyası veya düşünsel olarak &lt;br>bakmamızdır.Ne zaman bunları aşar ve daha sağlıklı düşünürüz o zaman bu gibi &lt;br>sorunlar bize hafif gelir. &lt;br>Diğer bir konu olan Karanlık konusu. &lt;br>Bu konuda her halde İlçe birimleri arasında ki iletişimsizliğindendir diye &lt;br>düşünüyorum. &lt;br>Biz Zileliyiz.Tokatlı olmayı pek söyleyemeyiz ama bu bir gerçek.Önce &lt;br>Tokatlıyız sonra Zileli ... &lt;br>Saygılarımla &lt;br>&lt;br>&lt;br>                    Abbas KUL &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732142</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:15:42 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: necmettin &lt;&lt;a href="mailto:sezark...@gmail.com" target="_blank" rel="nofollow">sezark...@gmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Sun, 15 Apr 2007 10:24:04 +0200 &lt;br>Yerel: Pazar 15 Nisan 2007 10:24 &lt;br>Konu: NEDEN TOKAT YOK !!! &lt;br>Yazarı yanıtla | İlet | Yazdır | Kişisel ileti | Aslını göster | Bu iletiyi bildir | Bu yazarın mesajlarını bul &lt;br>NEDEN TOKAT YOK &lt;br>&lt;br>&lt;br>Sevgili arkadaşlar, şimdi dikkatinizi bir konuya çekmek istiyorum. Turizm &lt;br>Bakanlığı Turizmde 14 marka il projesi ile bir uygulama başlattı. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Bu projeye daha sonra Çorumlu milletvekillerinin çalışmaları sonucu Çorumda &lt;br>dahil edildi. &lt;br>&lt;br>&lt;br>Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, son olarak geçtiğimiz günlerde *Çorum*'u da &lt;br>dahil ettiği *Marka* Kent Projesi ile 15 ilde turizm gelirlerini  artırmak &lt;br>amacıyla söz konusu kentler markalaştırılarak öne çıkarılacak. Amasya, &lt;br>Bursa, Edirne, Hatay, Gaziantep, Konya, &lt;br>&lt;br>&lt;br>Kütahya, Manisa, Nevşehir, Kars, Mardin, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon ve *Çorum &lt;br>*'da *şehir* turizminin canlandırılması için Paris, Londra, Montreal ve Prag &lt;br>örnek alınacak &lt;br>&lt;br>&lt;br>Her yıl öncelikli olarak bu şehirlerden biri kültür turizm kenti olarak ilan &lt;br>edilecek. Şehre yön levhaları ve bilgilendirme tabelaları konulacak. Yöresel &lt;br>etkinlikler uluslararası standartlara uygun biçimde geliştirilecek. Halkın &lt;br>bilinçlendirilmesi, etkinlikler için amfi &lt;br>&lt;br>&lt;br>tiyatrolar yapılması sağlanacak. Tarihi çekim noktaları restore edilecek, &lt;br>ışıklandırma ve çevre düzenlemesi yapılacak. Söz konusu bölgelere turistik &lt;br>tesisler kurulacak, kent merkezlerinde festivaller ve fuarlar düzenlenecek &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Yani turist Çoruma gelecek Amasya'yı gezecek Tokat'ın üstünden atlayıp &lt;br>Sivasa mı gidecek.Tokatta turizm için gereken değerler Çorum'dan, &lt;br>Amasya'dan, Kütahya'dan dahamı az.Nerde yetkililer, nerde siyasiler ,nerede &lt;br>bürokratlarımız.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Zilemizde yeni yeni başlayan turizm hareketleri bizi heyecanlandırırken &lt;br>Turizm Bakanlığının böyle bir karar alması bizi üzdü.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>* * &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Zile ye genel olarak turist Amasya üzerinden geliyor ve Zileyi gezdikten &lt;br>sonra Ballıca mağarası için Pazara geçiyorlar.15  Marka şehir projesi kararı &lt;br>alınıp ilave yapılamayacaksa. Bu proje kapsamında Zile Amasya ili dahilinde &lt;br>kapsam altına alınamazmı. Bununla ilgili ne yapabiliriz. Turizm Bakanlığında &lt;br>yetkili, kabinede etkili bu işi koşturacak Zileli varmı? Sizin fikirlerinizi &lt;br>bekliyoruz.* &lt;br>&lt;br>&lt;br>* * &lt;br>&lt;br>&lt;br>*Bacasız fabrika olarak nitelendirilen turizm Zilemize çok şey katacaktır. &lt;br>Bunun örneklerini fotoğraflarla birlikte yazacağım.Geçen hafta Zilemize &lt;br>gelen Yunanlı turistler bir gün kalmasına rağmen ilçeye nasıl nekader &lt;br>katkısı oldu birlikte değerlendireceğiz*. &lt;br>&lt;br>&lt;br>İyi Pazarlar &lt;br>&lt;br>&lt;br>Necemettin &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732107</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:15:07 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: hacı hasan gencler &lt;&lt;a href="mailto:hacihasangenc...@hotmail.com" target="_blank" rel="nofollow">hacihasangenc...@hotmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Fri, 27 Apr 2007 23:05:32 +0000 &lt;br>Yerel: Ctesi 28 Nisan 2007 01:05 &lt;br>Konu: &lt;br>Yazarı yanıtla | İlet | Yazdır | Kişisel ileti | Aslını göster | Bu iletiyi bildir | Bu yazarın mesajlarını bul &lt;br>       Zile, orta karadenizin geçiş noktasında tarih boyu ekonomik, stratejik ve kültürel önemini hep korumuş, zaman zaman sönük, zaman zamn çok parlak dönemler geçirmiştir.  Düşününce,Sezar yenilmiş olsaydı, bir imparatorluk merkezi olması kaçınılmazda. Bunlar ve benzerleri, şehrimizin; zengin geçmişinden ibret almak, irdelemek, incelemek için değerlendirilebilir.&lt;br>        Hayat, durdurması imkansız bir biçimde hızla akıp giderken, her birey özünde &quot;ben çevreme ne faydalı iş yaptım, yapabildim, şu hatalarım oldu, şunları yapmasaydım&quot; gibi eleştiriler yapmalı ve zararın neresinde dönsem kardır diyerek hayırlı ve faydalı bir şeyler yapmak için bir yerlerden başlamalıdır.&lt;br>       Platformun oluşturulması bu anlamda güzel bir çalışmadır. Emeği geçen insanların moralini bozarak, birbirimiizi rencide ederek hizmet etmek mümkün değildir, doğruda değildir. Zilelilik, hoş görülü, paylaşımcı, sabırlı, ilkeli gibi bir çok temel değerleri özünde taşımayı şart kılar. Yapmak bir ömür alır ancak yıkmak bir anlıktır. Çevremizde yıkmak isteyenlerde olabilir. Bu tür tavırlara yol vermek doğru değildir. Bu platformun bir ilkesi olmalıdır ve korunmalıdır. Tabiiki eleştiri olacaktır. Ama eleştirirkende seviyeli olmak ve katkıda bulunmak gerekir, diye düşünüyorum. &lt;br>       Zile, TOKAT ve AMASYA arasında tercih ile yüzyüze getirilmesi ya da il olmak çabaları  için ortaya atılan fikirler beyin fırtınası yaptırdı, iyide oldu. Pozisyonumuzda hiç bir değişiklik olmaya bilir. Ama insanımızın arayış içinde olması, fikir üretmesi, tartışması sonunda pek çok güzel şeyin doğmasına zemin hazırlayacaktır. Öyle olmalıdır. Ufuk açıp, moral depolayıp, memleketinde iş sahibi olacak mutlu insanların yaşadığı bir ZİLE meydana getirmek. Kimseyle hesaplaşmadan, elimizdeki bayrağı bulıunduğu yerden  ne kadar ileri götüreceğimizin hedefini ortaya koymamız, 6 ay sonra, 1 yıl sonra, 5 yıl sonra hangi sorunları hallederek,  hangi hedeflere ulaşacağımızın yol haritasını çıkarmamız gerekir. Hedefler net ve belirgin olmalı herkes bir görev üstlenmeli dönemsel değerlendirmeler yapılmalıdır Kİ ORGANİZE SANAYİDE BACALAR TÜTSÜN, YOLLAR AÇILSIN, HER GÜN YENİ BİR TURİST KAFİLESİ ŞEHİRDE GEZSİN, BİR SOSYAL AKTİVİTE İNSANIMIZI KAYNAŞTIRSIN, VB...&lt;br>     PEKMEZLER, KÖMELER, BEBEKLER SATILSIN, KAMYONLAR, TIRLAR YURDUN DÖRT BİR YANINA ÜRÜNLERİ TAŞISIN.&lt;br>       Bu anlamda METEF'i gündeme getirmek istiyorum: &lt;br>        &quot;Başlangıcından beri MEM-Belediye-Ticaret Odası İşbirliği ile 5 yıl aralıksız açıldıktan sonra  geçen yıl sergiye dönüştürlmüş olam METEF (MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM FUARININ) İLK amacı doğrultusunda 2007 yılında yeniden açılması konusunu gündeme getirmek istiyorum.  ŞİMDİLİK TAMAM MI? YOKSA DEVAM MI?&quot; &lt;br>       Ne dersiniz?&lt;br>      &lt;br> &lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202732017</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:13:37 GMT</pubDate>
</item>

<item>
<title> </title>
<description>Kimden: &quot;aysegül aran&quot; &lt;&lt;a href="mailto:aysegula...@gmail.com" target="_blank" rel="nofollow">aysegula...@gmail.com&lt;/a>&gt;&lt;br>Tarih: Sat, 14 Apr 2007 23:52:48 +0300 &lt;br>Yerel: Ctesi 14 Nisan 2007 22:52 &lt;br>Konu: akademik çalışmalar &lt;br>Yazarı yanıtla | İlet | Yazdır | Kişisel ileti | Aslını göster | Bu iletiyi bildir | Bu yazarın mesajlarını bul &lt;br>Merhabalar &lt;br>&lt;br>&lt;br>Ege Üni. Türk Dünyası Araştırma Enstitüsünde yüksek lisans öğrencisi Mülazım &lt;br>Mazrek Büyük Öğrenci Projesi kapsamında Türkiye de eğitim alan bir &lt;br>kardeşimiz.Kendisi Kosova-Mamuşalı. Zile'de bulunan yüksek okul ile ortak &lt;br>bir çalışma yapabilir, Mülazım Mazrek bu günlerde Kosova'da. İlgilenen olur &lt;br>ise kendisi ile görüşülür. O kendilerinin Tokat'tan Mamuşa ya &lt;br>yerleştirildiğini biliyor.Fakat bu göç de Zile'den gidenlerde olmuştur diye &lt;br>düşünüyorum. Eğer ki Zile'deki yüksekokuldan bu yönde araştırma yapmak &lt;br>isteyen arkadaşlar var ise  Zile kültürü, adetleri gelenek ve görenekleri &lt;br>araştırlırken aynı zamanda bir de uluslarası yönü ile çalışmaya katkı &lt;br>sağlanır. &lt;br>Ayrıca Zile'li veya Zile'de olan uluslararası alanda ekonomik, kültürel &lt;br> çalışma yapan veya ülkemizdeki diğer fakülteler ile ortak çalışma yapan &lt;br>kişiler var mı? &lt;br>Çanakkale üni de görev yapan Zileli akademisyen var mı? &lt;br>&lt;br>&lt;br>Sayın Mehmet Yardımcı hocamızın çalışmalarına  yürekten &lt;br>teşekkür ediyorum. Bir Zileli olarak O'nun gibi bir eğitimciye sahip olmamız &lt;br>bizim için bir şans diye düşünüyorum.Kendisi Türkçe'ye hakim olmasının &lt;br>yanısıra güzel konuşma açısından iyi bir eğitimci. &lt;br>Zile yüksek okulu Mehmet Hocamızın Zile'de olduğu dönemde O'nun bu &lt;br>birikiminden gençlerin istifade etmesini sağlayabilir.Bunu kendisinden izin &lt;br>almadan yazıyorum olmam, Mehmet Yardımcı Hocamızın Zile sevgisini &lt;br>hissetmemden kaynaklanıyor. &lt;br> Saygılarımla &lt;br>Ayşegül Aran &lt;br>&lt;br>&lt;br> </description>
<guid isPermaLink="false">1202731911</guid>
<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 12:11:51 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>